Neden ikide bir blog yazmayı bırakıyorum.
- Okumayı daha çok seviyorum
- Yazarken çok yönlü düşünüyorum. Konu dağılıyor, dallanıyor budaklanıyor.
- Kullandığım blog temalarında bir sürü özellik var. Bu özellikler yazmayı güçleştiriyor. (özel alanlar vb)
- İşimden gücümden vakit bulamıyorum.
- Yazım hatası çok yapıyorum. Parmaklarım beynimin hızına yetişemiyor. Parmaklarımın hızında düşünürsem makalem bana küsüyor.
- Yazı içinde bahsi geçen linkleri linklemeye çok üşeniyorum.
- Bloğumun yazı editöründen nefret ediyorum.
- İnsanlar okumuyor diye yazmıyorum.
- Yazıları demlendirmiyorum.
- Mevsimler etkiliyor.
Şimdi tek tek bu nedenleri ve çözümlerini ele alalım.
Okumayı daha çok seviyorum.
Bilgiyi aramak bulmak ve edinmek daha heyecan verici. Aynı şekilde yaymakda. Lakin birşeyler yazmak düzenli ve anlamlı bilig öbekleri oluşturmak için disiplin şart. Bu disiplini elbette edinebilirim anca aşağıda bahsettiğim sebepler bu disiplini oluşturmaya engel oluyor.
Yazarken çok yönlü düşünüyorum. Konu dağılıyor, dallanıyor budaklanıyor.
Uzun süre yazmayınca insan dolup dolup taşıyor. Artık patlama noktasına gelince bir yazıya başlıyorum ve yazarken her kelimenin etrafında binlerce düşünde dönüp duruyor. Bir yazıdan geçen konunun farklı yönleri yüzlerce yeni yazı yazdıracak fikirler uçuşturuyor kafamda.
Ki zaten üzerinde çalıştığım yazıyada bu yansıyor yazının girdiği noktayla çıktığı nokta bambaşka oluyor.
Kullandığım blog temalarında bir sürü özellik var. Bu özellikler yazmayı güçleştiriyor.
Daha hoş ve kullanılışlı olsun diye çok özellikli temalar kullanmak iyi bir çaba ancak bu güzelliğin bir bedeli var. Özellikli bir wordpress temasının bir sürü zahmeti oluyor. Özel alanlara veri girmek, fotoğrafları boyutlandırmak, ön sayfa için özel boyutlu bir görsel hazırlamak. İşte bunları düşününce yazasım kaçıyor.
İşimden gücümden vakit bulamıyorum.
Sadece ve sadece internet sitelerinden para kazanan biri olarak naladım ki iş hiçbir zaman bitmeyecek. Öyleki kimi zaman uyumaya vakit kalmıyor. Yemekte, tuvalette, yolculuk esnasında bile internetle ve işlerini bağını koparamayan biri nasıl olurdu yazmak için işinin bitmesini bekler ki! Bu mümkün değil illaki yazmak için vakit ayrımak gerekiyor. Halbu ki o kadar da zaman planlaması konusnda bilgim var.
Evet bu iş sürekli gelişen ve sürekli ilgi isteyen bir iş. Ama bitmesini ve “aha işte boş zamanım kaldı” demeyi beklerseniz hayatı kaçırırsınız.
Üstelik boş zaman artırıpta yapmayı süşündüğünüz şey yine internetle ilgili olmasıda pek garip.
Bu sektörden para kazanıpta blog tutmamak çok ayıp!
Yazım hatası çok yapıyorum. Parmaklarım beynimin hızına yetişemiyor. Parmaklarımın hızında düşünürsem makalem bana küsüyor.
Farkettiğiniz üzere bir sürü yazım hatalarıyla dolu yazılarım. Sadece bir kaç tuş hareketiyle düzeltilebiliecek bu hatalar çok sanımı sıkıyor. Çünkü hata düzeltirken yazının büyüsünden kopuyorum. Aslında parmaklarım gayet hızlı ama az önce bahsettiğim gibi yazı yazarken aklımda bir sürü fikir uçuşuyor. O zamanda parmaklarım yazdıklarıma değilde aklımdakilere kayıyor kelimeler, harfler birbirine giriyor.
Diyeceksiniz ki yazı bittikten sonra düzelt. Oda olmuyor. yazım hatası düzeltmek yerine cümlelerde komple değişiklik yapıyorum. Buda yazı yazarken ki düşünce akışımı bölüyor parçalıyor.
Yazı içinde bahsi geçen linkleri linklemeye çok üşeniyorum.
Bir yazıda bir çok siteye atıfta bulunuyorum bazen bu sitelere hem hakkını vermek hem de okuyucu bu yönlendirerek açılım yapmasını istiyorum. Ancak bu bahsettiğim yazılara ve blogları linklemek çok vaktimi alıyor.
Bloğumun yazı editöründen nefret ediyorum.
Aslında wordpress en güzel yazım editörünü barındırıyor içinde ama ben yıllardır soğuk yaklaşıyorum ona. Suçlu olan o değil wordpress kendi arayüzü. YAzım editörünün etrafındaki yönetüm paneli seçenekleri bir türlü yazımla baş başa bırakmıyor beni.
İnsanlar okumuyor diye yazmıyorum.
Bu sadece benim sorunum değil sanırım. Ayrıca bahsettiğim sorun sitelerime gelen ziyaretçi sayısının kıtlığı değil. İnsanlar bir yerde bir yazı gördüğü arkasına dayanıp tatlı talı okumaktan ziyade cümleleri ve hatta paragrafları atlaya atlaya okuyor. Hadi buna bir itirazım yok. Okumayı sevmiyorsundur. Benim kızdığım şey bu atlaya atlaya okuyanların konuyu anlamadan yorumlar bırakması. Örneğin bu sitenin ilk yazısına bırakılan yorumlar. Adam site bekçisi olmak istiyorum diye yorum bırakıyor. İnsan oturup düşünüyor. Ne için kim için uğraşıyorsun. Sonuçta bu blogda her yazı bir emek ürünü. Bildiklerimi, öğrendiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. Gerçek manada bir günlük değil. çiçek böcek gördüm, bugün yağmur yağıyor çok duygusalım bloğu değil. Öyle olsa kendim yazıyorum kendim oynuyorum der devam ederim hiçbirşeye aldırış etmeden.
Yazıları demlendirmiyorum.
YAzdığım yazıları acelece yazıyor ve hemen yayınlıyorum. Buda bazı yazılarımın yavan olmasına yada tam olarak düşüncülerimi yansıtmamasına sebep oluyor. Halbu ki bir gün demlenmeye bıraksam ve yayınlamadan önce bir göz gezdirsem eksikleri ve yanlışları farkedebilirim belki.
Mevsimler etkiliyor.
Kışın kasvetinden, yazın sıcağından ilk baharın neşesinden, son baharın hzününden yazamıyorum.
Leave a Comment